aldırma gel yanıma!
Ankara'dan gelen telefonlar sardı etrafımı...hayatıma taht kurdu bu son zamanlarda..kalbimi çaldı, sonra kayboldu..
bu gece de bir telefon geldi Ankara'dan..4 yılımın geçtiği o ' ilginç ' kentten...diğer hattan bir ses geliyordu..'Zeynnneeeepppppp dinlllleeeee...' diye....ve arkada Ezginin Günlüğü söylüyordu...
...
Ben kuşlardan da küçüktüm, bir gece vaktiydi
Aşk tuttu elimden benim
Geçtim düşler sokağından, bir gece vaktiydi
Ceplerimde hacı yatmazlar
Kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla
Düş sattım aldanmışlara
Aklım kaçıverdi elimden bir gece vaktiydi
Sevdiğim başka sevenim başka.
Yağmur yağsa, uykum kaçsa
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma
Sevdadandır, sevdadandır
"Sevdadandır" dedi annem, "aldırma"
"Aldırma, gel yanıma!"
çok mu ağlıyorum nedir...gözlerim doldu...evet bütün gün bu şarkı dolanmıştı dilime...ve o anda Ezginin Günlüğü o şarkıyı ODTÜ'lülere söylerken, o benim sevdiğim biricik dostlarım beni hatırlamışlar, şerefime kadeh kaldırmışlardı...
resmime vurmuş bir cuma akşamıydı...ben Taksim'deydim...
sonra İzmir'den bir çılgın Hüsnü Şenlendirici konserine bağladı beni telefonuyla...
bir süre orada kaldım...
resmime vuran cuma akşamında, Taksim'de, Asmalı Mescit'te, en çok sevdiğim mekanda ben, yanımda yine çok sevdiğim bir arkadaşım, bakakaldım bu olan bitene....Aynen fotoğraftaki arkadaş gibi...
diyemedim...'ya bir dakika ne oluyoruz...' diyemedim...
ben, şarabımı yudumlarken, ne güzeldi o tatlı dostlar beni hatırlamışlardı....
keşke Zeynep de olsa burada demişlerdi...ve benim gözlerim dolmuştu...aklıma gelen Ankara'dan gelen diğer telefon görüşmeleriyle...
canım acımıştı azıcık...kendi kendime acıtmıştım canımı, telefonun diğer ucundaki insanın acıtmasına fırsat bile vermeden, delicesine özleyeceğimi bile bile...
olduğu kadarıyla. .
belki
bir an durup, masallarını paylaşırdın benimle,
hani
şu içinde sakladığın....hiç kimselere göstermediğin masallarını..
hani,
dilinin ucuna gelip de, kimseye kendini göstermeyen masallarını...
sonra, belki ay doğardı dağın üzerinden
belki -
belki, evet, o aya bakardın da bilirdin,
gecenin karasında, bilirdin..
o acı ses, o güzel şarkıyı söylerken o gece, orada,
bilirdin..
e v e t
aslında hep bilirdin
sustukça konuştuğumuzu. . .
yahu, ne olursa oluyor zaten. .
sen de biliyorsun,
ben de...
o müziğin sesi hep güzel
Edip Cansever desen bir ayrı dünya. .
sen desen, hep bi dünya işte,
al benden de o kadar. . . dolu dolu, deli deli,
korktuğumuz kadar değil bu dünya,
vereceksin elini, gideceğiz işte,
en uzağa, orada anlatacaksın biliyorum, o masalları bana. . .
sen -
şimdilik idare ediver
benim masallarımla,
gördüklerimle,
olduğu kadarıyla. .
« Önceki ::



